Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Köşe Yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bizlerin manevi değeri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür

Devlet Bahçeli CHP’nin önceki genelbaşkanı Deniz Baykal’ı eleştirmiş. "Dili bozulmuş birisi, 'beşer şaşar, böyle bir yetkiyi Peygambere versen bozar diyebiliyor' , elbette halt ediyor, günaha giriyor" “16 Nisan Referandumundan dolayı uykuları kaçanlar ille de kulp bulacaklar ya, ama hesapları ters tepiyor, Allah ayaklarını dolaştırıyor. ”demiş. Kimlerin ayakları dolaşıyor orasını Allah bilir… Bahçeli konuşmasında gençlere seslenirken Peyami Safa’ dan alıntı yapıyor ve ; "Bir milleti imha için askeri istilaya lüzum yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilinden ve dininden soğutmak kâfidir.” diyor. Sözlerin aslı ise şudur: “Bir milleti yok etmek isterseniz askerî istilâya lüzum yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini, ahlâkını soysuzlaştırmak kâfîdir.” Bu sözlerin aslını söylememek yazarına hakarettir. Bahçeli hakaretten beslenen bir kişidir zaten. Bizlerin manevi değeri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Heykel...

Önce iğneyi kendine, sonra çuvaldızı Almanya'ya, Hollanda'ya

Alıntı bir yazı. AKP şefleri kükrüyor: “Faşist Almanya, Hollanda. Bizi ülkelerine sokmadılar”. Bakalım AKP neler yapmış bu konuda: http://odatv.com/ayni-yasagi-bakin-kime-uyguluyoruz-1303171200.html Bulgaristan 26 Mart 2017'de seçime gidiyor. Orada Türklerin kurduğu bir parti var. Adı: Hak ve Özgürlükler Hareketi. Bu partinin eski Milletvekili Erdinç İsmail Hayrullah, AKP Dışişleri Bakanlığı kararı ile Türkiye'ye alınmadı. Erdinç Bey Türkiye'de yaşayan Bulgaristan vatandaşı Türkler arasında seçim çalışması yapamadı bu yüzden. CHP'nin Meclis'e sunduğu "Niçin Türkiye'ye sokmuyorsunuz" soru önergesine AKP yönetimi yanıt verme gereği bile duymadı. Ama biz yanıtı biliyoruz. AKP, seçimlerde Türklerin kurduğu diğer partiyi, Dost Birliği Partisi'ni destekliyor. Bu partinin yöneticileri ülkemize serbestçe girdiler. Türk Türk’e bunu yaparsa gavur niye yapmasın? http://odatv.com/erdogandan-denktasa-nicin-turkiyede-miting-yapiyorsun-1203171200.html "Türk ...

“HAYIR” pankartlarını söktüren bir iktidar, kimseye demokrasi dersi veremez…

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu  Twitter  İstanbul Güngören’de vatandaşlar tarafından  çekilen bir resmi paylaştı. Fotoğrafta bir üst geçitte asılan HAYIR pankartının kimliği belirsiz kişiler tarafından söküldüğü görülüyordu. Aydoğdu esprili bir şekilde bu görüntüler akşam saatinde Güngören’de çekildi. Kim mi yapıyor? Faşist Hollanda’da bir NAZİ…. Gülesim geldi ama gülemedim açıkçası. Sinirlendim. Nedir bu rezalet? Nedir bu korku? Referandum tarihi yaklaştıkça bu işin çılkını çıkartmaya başladılar. “HAYIR”diyenler işlerinden atılıyorlar.  “HAYIR” diyeceğini açıkladığı için kovuldu. FOX TV ‘in sevilen spikeri Murat Güloğlu, Aliyevi’in karısını başyardımcı yaptığını söyledi, kovuldu. Kanal D haber spikeri İrfan Değirmenci referandumda hayır diyeceğini söyledi kovuldu. Bunlar bildiklerimiz… Ya bilmediğimiz, tanımadığımız kaç kişi işinden atıldı acaba? “HAYIR” lı veya iktidara karşı olan tüm paneller, toplantılar tarih ve yerleri önceden belirlendiği halde iptal ...

Sizce etik mi? - Güner Yiğitbaşı

Bugün 16.Mart.2017 arabamla evden Bayraklı Adliyesi civarındaki ofisime gelirken, Bayraklı Adliyesinin ışıklı kavşağında bir afiş dikkatimi çekti, kendisini inkar eden ve Başbakanlık makamını ortadan kaldırmak için çırpınan, kendi oturduğu Başbakanlık koltuğunu, yürütmeyi iki başlı kılan bir çıban başı olarak gören Başbakan Binali Bey, 11.Mart da AKP'nin yeni İl Binasının açılışı için İzmir'e gelecekmiş, afişte bunun haberi var. Bugün itibariyle bayatlayan bir haber ve afiş,ama hala yerinde duruyor, ben 11.Martta Binali Bey'in İzmir'e gelip yeni İl Binasının açılışını yaptığını,doğrusu hiç fark etmedim. Neyse, önemli olan o değil, Başbakan kendi partisinin il binasını açmak için İzmir e geliyor, tabi kendi cebinden değil, devletin tüm imkanlarını kullanarak geliyor,il binasını açmak bahane, asıl amaç, anayasaya evet propagandası yapmak, bir taşla iki kuş birden vurmak. AKP'nin yeni il binası nerede hiç merak ettiniz mi? İzmir de yaşayanlar bilir belki, ama İzmir dış...

Bu gerginlikte diyasporadaki Türk olmak ya da "Dışarıdaki Türkler ne diyebilirler?"

“Diaspora”yı bilir misiniz? Herhangi bir nedenle; ama en azından daha iyi bir yaşam kurabilmek için yurdundan dışarılara, başka ülkelere giden ve artık oralarda yaşayan kitleler için yapılan tanım. Sözcük biraz yabancı gelebilir. Örneğin “Almancı” desem çok kolay anlaşılır değil mi? 60’lı yıllarda Almanya ile başlayan; sonra giderek Fransa, Avusturya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerine çalışmaya giden işçilerimiz ve şimdi artık “oralı” olan üçüncü nesilleri var ya… İşte bizim “diaspora”mız tam da bu. Oralardaki nüfusun Almanya’da yüzde 4,8’i Avusturya’da 3,6’sı Hollanda’da 2,3’ü Belçika’da 1,02’si İsviçre’de 1,1’i Danimarka’da 1,1’i ve İngiltere’de 0,8’i … falan. Kimler olduklarını, nerelerden kopup oralara gittiklerini, o memleketlerin genel nüfusları içindeki oranlarını iyi biliyoruz, tamam. Peki, o diasporaya Türkiye’den değil de “oralardan” bakıp hangi duygularla yüklü olduklarını düşündünüz mü hiç? Haydi bir an için yumun gözlerinizi ve düşünün. -Memlekete hasretsiniz ama bulundu...

Saptırılan Gerçekler - Gündüz Akgül

Son zamanlarda moda haline gelmiş görsel medyada ki tartışma programlarını izleyip de siniri bozulmayanlara aşk olsun diyorum. Çünkü ideoloji, yandaşlık, düşünce farklılığı, birine yaranma gibi etkenler, insanları rayından çıkarıyor ve gerçekleri yurttaşlara anlatma yerine çarpıtmayı ve kendi savını bu şekilde doğrulamayı, dişine tırnağına takarak savunuyorlar. Dünün ve bu günün yanlışlarını düzltemek, gözden kaçırmak için yıllar öncesine gitmeyi, kural haline getirmişler. Örneğin; Türkiye’nin bu günkü sorunlarının nedenini, parti farkı gözetmeksizin son 20-30 yıl içinde iktidarda bulunan siyasi partilerin yaptığı doğrular ve yanlışlar karşılaştırılarak  sonuca varmak yerine tek parti dönemi olan 1923-1950 yılına kadar iniyor ve gerçeği laf kalabalığı ile boğuyorlar. Hiç kimse şunu teslim etmiyor. 1923 yılında kurulan Cumhuriyet, emperyalistlere karşı verilen bir Kurtuluş Savaşı sonrasında, 600 yıl şeriatla yönetilen bir imparatorluğun enkazı üzerine kurulduğunu, Cumhuriyeti taçlan...

Rezalet - Tünay Süer

Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre Trabzon’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 96. yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma kapsamında etkinlikler düzenlenmiş. Bu haber insana şu sıkıntılı günlerimizde çok hoş geliyor. Ancak haberin tamamını okuyunca insan esef duyuyor. Neden mi? Hoşarlı İlköğretim Okulu tarafından Ali Koç Kültürevi’nde yapılan etkinlikte önce “Okullararası İstiklal Marşı ’nı Güzel Okuma Yarışması’nda birinci olan 17 Şubat Ortaokulu öğrencisi Raife Gücesan, İstiklal Marşı’nı Türkçe okumuş. Ardından Tonya Anadolu İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri sahneye çıkmışlar ve İstiklal Marşımızı Arapça olarak okumuşlar. Sahnedeki çocukların resimlerine bakınca hani derler ya vallahi ciğerim sızladı. Öğrenci gibi görünmüyorlardı. Her birinin başları örtülü renk renk kıyafetlerle çocuklardan ziyade yaşıtlarının çok üzerinde kadınlara benziyorlardı. İmam Hatipli olabilirler elbette, bu ailelerinin veya kendilerinin (!) tercihleridir. Yahu hiç değilse hepsinin üzerinde bir okul forması o...

Çıkardığın Kanuna Uymuyorsun, Gidip Avrupa’da Hava Atmak İstiyorsun

Sonunda da Dünyanın Diline Düşüyorsun. Olan Türk Ekonomisine, Avrupa’daki Vatandaşlara Olacak Türk toplumunu üzen, Hollanda, Almanya vb ülkelerin iki bakanımıza karşı olumsuz uygulamalarını izliyoruz. Almanya’nın Türk bakanlara getirdiği yasağın ardından Hollanda, Rotterdam’da Türk vatandaşlarıyla bir araya gelerek konuşma yapmayı planlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal etti. Hollanda Başbakanı Rutte, gerekçe olarak  “kamu düzeni” ve ‘güvenliği’ gösterdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Türk konsolosluğuna girişine izin verilmedi. Bu olanlar Türkiye’deki insanımızı üzerken, Hollanda’da geçimi, ekmeği için çalışan insanlarımız da tedirgin etmiştir. [1] Hollanda başbakanı, “Hollanda’da yakında seçim var, gelmeyin” demelerine rağmen, bizimkiler inat edip yola düşüyorlar. Bunları bir tarafa bırakalım, Türk demokrasisi ile Avrupa-Batı demokrasisi arasında çok farklar var. Bizimkiler burada kabadayılık yapıyor, esiyor gürlüyorlar.  Ül...

Yemişim sizin demokrasinizi - Tünay Süer

Erdoğan’ın mahalle ağzıyla dış ülkelere hitabı yanlış ve bence Erdoğan bulunduğu makamın hakkını veremiyor. 15 senedir iktidarda rakipsiz. Türkiye’yi keyfine göre yönetmesi, karşı çıkana bedelini ödetmesi,  her kurumu eline geçirmesinin rahatlığı içinde dış ülkelere hakaretlere varan sözler sarf etmeye başladı. Bizler istemesek de alıştık ona. Kabadayı hali bir kesimin hoşuna gitmiş olabilir. Yakışmıyor ama…                                              *** Siyasete girmesi 1976 yılında Milli Selamet Partisi ile başlamış olsa da sanırım ülke onu 1994 de İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olduğunda tanımaya başladı. O yıl doğan çocuklar bugün 23 yaşındalar. 14 Ağustos 2001 de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisinin genel başkanı olduğundan bu yana tam 16 yıl geçmiş. O bebekler de bugün 16 yaşındalar. Demek istiyorum ki bu gençler Erdoğan ile büyüdüler. Bir kısmı için Erd...

Akp Rte‘Nin Anayasa Teklifine 16 Nisan’da Bin Defa Hayır Diyeceğiz

“Evet” Diyecek Olan MHP Ve BBP ye Açık Mektup Bazı partiler (MHP, BBP gibi) ve yandaş kuruluşlar evet rüzgârı estiriyorlar. Ancak bu “evet” kararı vermeniz ağıdaki nedenlerle yanlış olmuştur, lütfen tekrar gözden geçirin. Oysa aşağıdaki açıkladığımız nedenlerle bin defa hayır dememiz gerekir. Çünkü "ülkemizin bekası" sorununun endişe verecek hale getiren 14-15 yıllık AKP-RTE iktidar değil mi?  Bu "astığı astık kestiği kestik" kafası taşıyan kişiye, dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde verilmeyen, olmayan yürütme görevleri nasıl verilir? En iyisi uzatmadan size, bir panele katılıp satır satır konuşmaları yazdığım beş kişinin bu konudaki endişelerini taşıyan açıklayan yazımı gönderiyorum. Lütfen anayasa önerisini iyice inceledikten sonra, bu seçkin insanların görüşlerini yansıtan aşağıdaki beş tane yazıyı çok iyi okuyun ve iyi düşünün. Tek kişiye Allah aşkına bu yetkiler verilir mi? Ekonomistlerimizden İlhan Kesici ve Abdulatif Şener’in açıklamalarından öğrendiğimize...

Ensar Vakfı'nı soran iki kadın dövüldü - Tünay Süer

Ali Küpelinin T24’te yer alan haberine göre; New Jersey eyaletinde Dünya Kadınlar Günü kutlaması adı altında organize edilen toplantıda AKP Aile ve Sosyal Politikalar eski bakanı Sema Ramazanoğlu AKP’nin başörtüsü yasağına karşı nasıl mücadele verdiğini anlatırken bir bayan; "Bu mücadelenizde yerden göğe kadar haklısınız. Fakat aynı mücadeleyi neden Ensar Vakfı'nda tecavüze uğrayan çocuklar için neden vermiyorsunuz?" diye sormuş. Çok mantıklı bir soru. Ben de orada olsaydım aynı soruyu sorardım. Salonda bulunanların kafaları ortaçağda kalmış herhalde kadını ve yanındakileri dövmüşler. Düşünebiliyormusunuz güya kadınlar gününü kutlayacaklarmış. Amaç aslında referandum için evet propagandası yapmak tabi… Dünyanın en gelişmiş ülkesinde böyle bir rezalet olmamalıydı. AKP ve yandaşları tarafından İtibarımız iyice yok ediliyor. Kafalar bu, erkeğe biat kültürüyle yetiştirilen, yetişen 21.Asırda kadın ve erkekler bunlar işte. Şimdi Erdoğan’a yaranmak için yapmadıkları kalmıyor. B...

Yumurta kapıya dayandı, CHP çalışıyor mu? - Gürbüz Evren

Neden yazmıyorsun diye soranların sayısı çığ gibi artınca, klavyenin başına geçmek farz oldu. “Millet CHP Diyecek (mi)” adlı bir kitabı yayına hazırlamakla meşgul olduğum için yazıları ikinci plana attım. Ama yazmamamın asıl nedeni bu değil. Parlamenter sistemi bitirip, Türkiye’nin geleceğini tamamen değiştirecek bir referanduma gidiyoruz. Bu konuda çok şey beklenen CHP’den maalesef dişe dokunur bir çalışma yok. Göz göre göre gelen bu yaşamsal değişiklik yine öngörülemedi,yani hazırlıksız yakalanma durumu yaşandı. Halkın çok büyük bir bölümü, özellikle AKP’ye oy verenler ve gençler, referandumun neler getirdiği konusunda doğru bilgilendirilince, Hayır oranının arttığı ortada. Ama sevgili partimin örgütleri son 15 yılda kaybettiğimiz diğer seçimlerde olduğu gibi sessiz ve etkisiz. Bazıları hakaretleri yağdırmadan belirteyim, CHP’nin, başını kadınların ve gençlerin çektiği birkaç samimi, fedakâr örgütü canla başla çalışıyor. Ama gelin görün ki, bu istisnalar kaideyi bozmaz sözünü doğrul...

Gençler için kimde iş çok kimde hiç iş yok? - Bülent Soylan

Bir fedakârlık, bir gayret, bir ümit… Genci alıp dört yıl üniversitede yetiştiriyorsunuz; -“Söyleyin bakalım siz bu okulu bitirince nerede çalışacaksınız?” -Özel sektörde! -Niye, devlette iş bulunmuyor mu? -I-ıh, devlet bu işleri bıraktı, hem…. * Üniversiteyi bitirdiğin halde sen hala bir iş bulamadın mı? -Maalesef, bir sürü yere CV bıraktım tık yok. Hala haber bekliyorum. -Niye bekletiyorlar ki? -Her halde ellerinde verecek iş yok, ne bileyim! * Nasıl olsun ki! Düşünelim bir bakalım: Özel sektör bir adama neden iş verir? -İşe aldığı adamın da katkısıyla mal ya da hizmet üretip satarak para kazanmak için değil mi? -Öyle tabii, başka niye para ödesin ki? -Demek ki bir üniversitelinin iş bulabilmesi için önce özel sektörün onu çalıştırmaya ihtiyacı olması lazım. Bu ihtiyacının doğması için de işe alacağı adamla birlikte üreteceği mal ya da hizmeti satabilmesi. -Doğru tabii, satamayacağı malı için neden eleman alıp üretmeye kalksın adamlar? * -Ne üretecekti? -Hangi birini sayayım ki? Örne...

Atatürk Cumhuriyetine sımsıkı sarılacağız - Tünay Süer

Ben kendimi bildim bileli Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamam. Neden mi? Nedeni basit. Bakınız şimdi anlatacağım. Her şey, bundan 160 yıl önce ( 8 Mart 1857 )ABD'nin New York kentinde 40.000 yürekli dokuma işçisi kadının daha iyi çalışma koşulları istemi içerisinde, tekstil fabrikasında grev yapmaları ile başlamış. O tarihlerde ( biber gazı olmadığından!) polis müdafaasız kadınlara saldırmış ve işçileri fabrikaya kilitlemiş. Derken nasıl çıktığı belli olmayan (!) bir yangın çıkmış. Çıkan yangınla barikatları aşamayan 129 kadın feci şekilde yanarak can vermişler. (Toprakları bol olsun.) Cenaze törenine 10.000 kişinin katılması dünyada büyük yankı uyandırmış.  Aradan 53 yıl geçmiş ve 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin 8 Mart’ın  International Women's Day (Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisinde bulunmuş. Öneri oy birliği ile kabul e...

Bugün böyle olursa gerisini düşünün artık! - Güner Yiğitbaşı

Kim ne derse desin, kimin seçileceği belli değil ki, ya ERDOĞAN seçilmez de başkası seçilirse gibi boş lafları bir kenara bırakalım, inşallah ERDOĞAN seçilmez ama,16.Nisanda oylanacak olan anayasa değişikliği, Sayın ERDOĞAN'ın giymesi için hazırlanan, içinde tek adam barındıracak olan çok dar ve boğucu bir elbisedir. İçerdiği hükümler, partili ve taraflı bir Cumhurbaşkanına; yasama,yürütme ve yargı alanında çok geniş yetkiler tanımakta, kendisine tanınan yetkilerin genişliği ile ters orantılı olarak,Cumhurbaşkanının denetimi ve bir hata yaptığında kendisinden hesap sorulabilmesi, yok denecek kadar sınırlandırılmış ve daraltılmıştır. Yüce Divana sevki için, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının dört yüz oyu şart koşulmuştur. Cumhurbaşkanı; Anayasa Mahkemesinin üyelerinin neredeyse tamamına yakınını kendisi seçecek ve çıkaracağı kanun hükmündeki kararnamelerin anayasaya uygunluğunu, bu Anayasa Mahkemesi denetleyecektir. Aynı şekilde, bir mucize gerçekleşerek, Cumhurbaşkanını...