“Hukuk devleti” kavramı, kapalı bir toplumda “devlet, benim” diyen anlayışın hukukla sınırlandırılması kaygısını; “hukukun üstünlüğü” kavramı ise herkesin ve bu arada devlet ile bireyin hukuk karşısında aynı düzeyde, boyda ve çizgide olduklarını vurguluyor. Anglo-Sakson hukuk sistemini benimseyen ülkelerde çoğulcu toplum gereğince iktidar, parçalıdır; tek elde toplanmamış, aşağıdan yukarıya doğru biçimlenmiş; erkler sağlıklı biçimde birbirinden ayrılmış; etkili olarak birbirini denetleme işlevini üstlenmiştir. Devlete ve yargıya güven sağlanmış; haklar, özgürlükler, yarınlar güvence altına alınmıştır. Görüldüğü üzere geniş bir ufuktur, bu. “Hukukun üstünlüğü” ilkesinin nasıl bir gelişmenin sonucu olduğu ve niçin demokrasinin Anglo-Sakson ülkelerinde boy verdiği, Kara Avrupası ülkelerinde, deyim yerinde ise, “üstünlüğün ya da üstünlerin hukuku”nun neden egemen olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Bu yüzdendir ki, Cohen-Tanugi’nin Anglo-Sakson ülkelerinde “devletsiz hukuk”tan, Kara Avrupası ülk...